29.09.2009

Per ché?

Duygusal bir dönemden geçiyorsun demişti kadın,gözlerinin içine bakarak.Söylediği onca yalan arasından, buydu en dikkat çekici olan.Sonra birden;

Kucaklaşmalar tahammülsüzlüğe,gülümsemeler iticiliğe,beklentiler hayal kırıklıklarına dönüştü.Her zaman kullanılan soru edatı tekrar çıktı ortaya:

Neden?

Neden kimse asla sormuyor?Hemen seçenekler konuluyor masaya ,ne düşündüğün ne hissettiğin söz konusu bile değil.Seçmelisin birini.KARAR VERMEK zorundasın,hem de bunu ışık hızıyla yapmalısın ki,sen acaba ne istiyorum diye düşünürken başkası çoktan kapıp, kendi sorgusuz dünyasına götürmesin hayallerini.

Gerçi ne önemi var ki hayallerin.Ümit etmenin boşa olduğu çoktan ortaya saçılmış.Bırak kendini bir dalganın köpüklü sularına,alsın seni götürsün kıyıya.Tıpkı öncekiler gibi.Sen her şey bitti diye düşünürken,o ses yine çınlasın kulaklarında : Tekrar başlamak ZORUNDASIN!!

Zaman yok

Çabuk ol

Asla arkana bakma

Durma

.

.

.

.


Ruhun Gıdası :Damien Rice- I remember

1 comments:

bayan mızırtı_ dedi ki...

"Simsiyah saçları, içinden fışkıran kötülüğün rüzgarından dalgalanıyordu adeta. Anlamsızca sağ elini kullanıyordu kötülükleri gökyüzüne doğru üflerken. Boz renkliydi teni. Dudaklarını yüzüne yaklaştırdığı avucuna doğru uzatmış, hafifçe üflüyordu o kirli gri bulutu üzerimize. Gözlerini kapamıştı, bakmıyordu hiç aşağıya. Hoş, aşağıdakiler de ona bakmıyorlardı hiç. Bir tek ben hissettim kötü bir şeyler olacağını ve yine bir tek ben gördüm onu üzerimizden böylesine geçip giderken. Hafif bir müzik çalıyordu ona bakarken kulaklarımda, notaları da siyah siyah gözlerimin önünde uçuşuyordu. Onlar da bu rüzgara kapılmış sağa sola savruluyorlardı bilinçsizce. Ama hiç susmuyorlardı ve hep aynı şarkıyı dinletiyorlardı. ‘Her ne olursa olsun hayat devam ediyormuş.’ Öyle diyorlardı. ‘Ediyormuş da ne oluyormuş?’ diye soramadım. Ağzımı bıçak açmıyordu, ağlamaya bile derman bulamıyordum. Öylesine çaresizce bekliyordum. O’nun da istediği buydu belki de kim bilir. Dili olsa ‘Bekle ve gör. Kendini bana bırak ve nereye sürüklendiğine bir bak’ derdi eminim. Falcıya gittim. Gözlerimi kocaman kocaman açtım ve ağzından dökülen her kelimeyi beynime kazıdım. Ben hayatımda ilk defa birini bu kadar canla başla dinledim! Dışarı çıktığımda bulutların üzerime serpilmeye başladığını ama siyah saçlı kadının rüzgarıyla uzaklaşmakta olduğunu gördüm. Bekleyip görmeye karar verdim. Canımı sıkmaya devam ettim ama hayatı da saçlarından yakaladım beni bu toz bulutunun içinde unutup gitmemesi için. Sorulacak sorularımı cebime attım, beklemeye aldım. Merak da etmedim üstelik, oturdum zamanlarının geçmesini bekledim. Zamanı geçenleri de çıkartıp yüzlerine bir daha bakmadan attım sokağın en uzak köşesindeki çöp tenekesine. Çünkü sorduğum her soru üzerime yağmakta olan toz bulutunu bulandırıp, sulandırıyordu. Bulanınca önümü göremiyordum, sulanınca da elime yüzüme bulaşıyorlardı. Sorgulamadan nefes alıyorum artık ben. Ben artık her söylenene hiç düşünmeden inanıyorum. Çünkü ben sadece, bu kaostan an az hasarla kurtulmanın yollarını arıyorum."{13ekim2008}