29.09.2009

Per ché?

Duygusal bir dönemden geçiyorsun demişti kadın,gözlerinin içine bakarak.Söylediği onca yalan arasından, buydu en dikkat çekici olan.Sonra birden;

Kucaklaşmalar tahammülsüzlüğe,gülümsemeler iticiliğe,beklentiler hayal kırıklıklarına dönüştü.Her zaman kullanılan soru edatı tekrar çıktı ortaya:

Neden?

Neden kimse asla sormuyor?Hemen seçenekler konuluyor masaya ,ne düşündüğün ne hissettiğin söz konusu bile değil.Seçmelisin birini.KARAR VERMEK zorundasın,hem de bunu ışık hızıyla yapmalısın ki,sen acaba ne istiyorum diye düşünürken başkası çoktan kapıp, kendi sorgusuz dünyasına götürmesin hayallerini.

Gerçi ne önemi var ki hayallerin.Ümit etmenin boşa olduğu çoktan ortaya saçılmış.Bırak kendini bir dalganın köpüklü sularına,alsın seni götürsün kıyıya.Tıpkı öncekiler gibi.Sen her şey bitti diye düşünürken,o ses yine çınlasın kulaklarında : Tekrar başlamak ZORUNDASIN!!

Zaman yok

Çabuk ol

Asla arkana bakma

Durma

.

.

.

.


Ruhun Gıdası :Damien Rice- I remember

Öz!


Müzik bile ruhumdakileri anlatmaya yetersiz,kelimelere ne hacet...

25.09.2009

I'm back!!!



Ive been on the road
Ive been on vacation
Ive been travelling light to reach my final destination

Now Im coming home

So tell the boys that I am back in town
Youd better tell them to beware
Well they may go or they might try to hide
I follow on and Ill be there
So tell the boys that I am back in town
And if its true I do not know
That every boy around had missed me since
I decided to go

I could be your friend
I could be your stranger
I could be the one your mother said would be a danger
Now its up to you

22.09.2009

Bayram Enstantanleri =)

• Sen hiç cam açtın mı?
• Kürdan var mı evde?Bilmem kürdan yok ama kulak pamuğu vardı?!!
• Bu laplopta ne var anlamıyorum.Boş boş bakıyorlar içine bende alacağım çet çut yapacağım.
• İçerde tık tık yapıyorlar.
• Konu değiştirmek istiyorsan rüyamda gördüm de uydur!
• 4 sene sonra evlenip o eve yerleşeceğim!
• Vallahi param yok!
• Angela nerde?
• Ancak kardeşler yan yana yatabilir?E biz?

Ruhun Gıdası : Go Go Dolls- Iris

Singin la la la la la-la-la la



Antalya’ya geldiğimden beri ne zaman dışarı çıksam,kiminle karşılaşsam muhabbet mutlaka döndü dolaştı aynı konuya geldi.Önceleri pek umursamadım sonuçta alışkanlıklarını sık sık değiştiren bir insan değildim.Ama sonra merak da etmedim değil hani.
Neymiş efendim Nilüfer Turizmin servisi ve hizmeti Kamil Koç’un Rahat yoluna oranla çok çok iyiymiş.Mutlaka Nilüfer ile seyahat edilmeliymiş.Muhabbetlerin sürekli buraya gelmesinde ,etrafımdakilerin çokça seyahat ediyor olması mümkün ama gene de enteresan bir övgü vardı Nilüfer hakkında.
Bildiğim kadarı ile Nilüfer Turizm Bursa kaynaklı bir şirket.Zamanında yurtta kalırken oda arkadaşım Ankara’ya gidişleri için kullanıyordu anlata anlata bitiremiyordu.
Neydi acep bu Nilüferin mahareti diye düşünedururken Zeynep hanıma show up!!! Olma gereği nedeni ile bu tecrübeyi bende edinmiş bulundum.
Bayan Mızırtı’dan bana geçen araştırmacı gazeteci kimliğimi takınıp 1 gün içinde hem Nilüfer ile hem de Kamil Koç Rahat yol ile seyahat ettim.
Buyurun bakalım neler gözlemlemişim:
• Nilüfer’e biner binmez her koltuğun arkasında yer alan ekranlar gözünüze çarpıyor.İzlenme oranı yüksek olan özel kanallar,bir çizgi film kanalı,bir sinema kanalı ki şansıma Recep İvedik vardı!Ayrıca otobüsün önünde yer alan kamera ile yolu izleyebileceğiniz bir kanal da mevcuttu.Ben 3 saat o ekranın karşımda dönmesine tahammül edebildim fakat hiç uyduda sorun olduğunu görmedim.Paşalar gibi çalışıyordu.
• Tabi Kamil Koç da böyle bir özellik yok.Adam akıllı TV yi izlemeseniz bile sizi o çok sıkıcı yolculuklarda oyalayabilecek bir unsur televizyon.Üstelik başkasına da bağla değilsiniz,.canınız ne isterse.
• Nilüfer ile ilgili methedilen şeylerin başında dondurma vermesi,servis bolluğu ürün çeşitliliği geliyordu.Fakat gel gör ki gelen yiyecek içeceklerin çoğu daha önce adını duymadığım dandirik markalardı.En kötüsü de Coca Cola değil Pepsi vardı.(Burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim :” Ya-şa-sın Amerikan emperyalizmi “ I <3 Coca Colca:) Bu konuda benden çok büyük bir eksi aldı.
• Nilüfer ile seyahat ederken yolculuk boyunca ben sıkıntıdan patlarken çevremdekileri de bol bol eğlendirdim :) Çünkü servis masasında bardak konulacak yer sadece küçücük bir çukurdu.Ve engebeli yolda giden bir otobüs içinde sıcak su dolu bardağı tutmadan , ayakta tutmak imkansızdı.E iyi de kardeşim ben hem bardağın içindeki sıcak suyun dökülmesini engelleyip (bkz. sıcak su fobisi ) hem de ayrı ayrı poşetlerde verilen kahve ve bileşenlerini suyla buluşturayım.Bu pek mümkün olmadığı için gecenin bir yarısı çok eğlenceli pozlar verdim otobüsün içinde.yan tarafta oturan çocuklar yolculuklarını şenlendirdim ne var yani :)
• Kamil Koç otobüslerinde öyle mi?Değil!istersen dağa çık. Bardağın içine gömüldüğü kocaman bir delik var mis gibi.Ne sıcak su dökülmesinden korkuyorsun ne de 3 4 tane ayrı poşetle uğraşmıyorsun.Mis gibi tek paket 3 ü bir arada .(reklamları izlediniz)
• İki firmanın da olumsuz yönü wireless olduğunu iddia etmelerine rağmen çalışmamasıydı.Aa bugün bir problem var herhalde.E ama hep bana mı denk gelir :(
• Gelelim benim için bir otobüs yolculuğunda en önemli unsur olan koltuk konforuna.Bu konuda değil Nilüfer, Varanı gelse Kamil Koçun eline su dökemez.Tek kişilik koltuklarda istediğim akrobatik hareketi yapabilme özgürlüğünün yanı sıra 2 kişilik koltukların arası 3 ile 12 yaşında bir de çocuk oturtacak kadar geniş olması çok hoş bir özellik.Bir de ne rahattır o koltuklar ya :)
• Fakat her şey koltukla sınırlı kalmıyor tabi.Otobüsten indikten sonra eve kadar gitme olayı ayrı bir heyecan olsa gerek.Nilüferin kendi özel terminali ve son model minibüsleri vardı.Ayrıca şoför her yolcu indireceği yerde inip yolcuların bavullarını indirmesinde yardım etti.Ki bu benim gibi her seferinde 25 kilodan aşağı bavul taşımayan bir insan için bulunmaz bir nimet.
• Çünkü Kamil Koçun servisleri çok ama çok kötü.Üst üste bavullar.şoförün umursamaz tavırları,ineceğin durakta indirmek yerine 3 durak ötede bırakmak vs..Bu konu hakkında Kamil Koç’a mail atmayı düşünüyorum.Ciddiyim!

Bu bir günlük tecrübe sonunda karar verdim.Ne zaman yolculuk edeceksem ,1 ay önceden, cumartesi akşamları 8 den sonra ,Sun Express’in internet sitesinde kamp kurup 20 liralık biletlerden alınacak.Hızlı ve az konforlu seyahat etmenin dayanılmaz cazibesi beni etkisi altına almış durumda.Ah Ryanair ah nerdesin ??

Ruhun Gıdası : Iggy Pop- Passenger

Pardon,Siz hangi dili konuşuyorsunuz ??

Kabul ediyorum.Ben güzel Türkçe falan konuşamıyorum.En önemlisi internetin hayatımdaki el alışkanlığı ile felaket yazıyorum.Amma velakin bazen öyle şeyler işitiyorum ki,anlam vermekte zorlanıyorum.

En son bombayı benim sevgili erasmus koordinatörüm patlattı.Erasmus işlemleri için İzmir’e gidip yüz yüze görüşmem gerektiğini şu cümle ile ifade etti: ”Yani senin buraya gelip show up olman gerekiyor.Anlatabiliyor muyum?”

Hayır efendim anlatamıyorsun.Anlamamamın nedeni İngilizcemin kıt falan olması değil.Ne demek show up olman gerekir ya bu kadar mı acizsin,ki bu kadın aynı zamanda öğretim görevlisi.Pes diyorum başka hiçbir şey diyemiyorum.

Bir diğer durum haberlerde geçiyor.2-3 yıldır duyuyorum bunu ve her seferinde tüylerim diken diken oluyor.Spiker “ 2009-2010 Turkcell Süper ligi bugün start aldı”??

Ne yaptı vallahi anlamadım.Bir kere start zaten başlamak demek.Yani o kelime tek başına yetiyor İngilizcede.bir yardımcı fiile gerek yok.Gerek olsa zaten adamlar kullanılırdı.Yozlaşmanın daniskası!

Uzun süre yurt dışında kalmış insanların daha sonra Türkçe konuşmalarında zorlanmalarını anlayabiliyorum ya da bir hocanın bütün dersi İngilizce anlatıp da birden Türkçeye dönünce bir kelimenin akla gelmemsini kabullenebilirim.Çünkü dil öyle bir şey ki bir alıştığın zaman düşünmeden çıkıyor kelimeler ağzından.Ama koskoca profesör karşıma geçip de senin siyasal bilgiler dersinden aldığın markın kaç derse, bende kendine 100 frrank deme iğrençliğini göstermek istiyorum!!!!

Bunların hepsi kapitalist düzenin bizde yarattığı etkiler diyip işin içinden çıkmak çok kolay.Üniversitedeki profesörler bile bu şekilde konuşursa, sadece televizyon izleyerek bir kültür seviyesine sahip olan ezici çoğunluktan ne beklersin.Hayır aşırı milliyetçi falan değilim.Başta da söylediğim gibi süper Türkçe konuştuğum falan da yok.Ama yozlaşmanın bu kadarı da insanın kanına dokunuyor.Hatta sinirlerimi zıp zıp zıplatıyor.Evet ,sinirliyim,ne var yani ?

Ruhun gıdası : Serdar Ortaç- je t'aime ille de je t’aime !!!!!!!

14.09.2009

Yine Yeni Yeniden

öhöm öhöm:)
Bilenler bilirler bugüne kadar blog yazmakta pek başarılı bir geçmişim yoktur.Hele son erasmus blogunun yazılmaması durumu ile ilgili bol bol eleştiri aldım.
Fark ettim ki kendimi bir şeylerle sınırladığım zaman, bir süre sonra ya sıkılıyorum ya da zaman ayırmak zor geliyor.O nedenle bu blogta sınırları tamamen kaldırdım.
Özgürüm...
Ne zaman, ne istersem,nasıl hissedersem o burada olacak.Nasıl şekilleneceğini daha sonraki postlar gösterecek ama çok da beklentili olmayın derim.Zaten hiç kimse için yazmıyorum bu blogu.
Sadece yazmaya karar verdim.Hepsi bu.
Gerisi pek de önemli değil.

P.S Bir aralar bugün ne yazdı acep diye heyecanla beklediğim deliyimben,hala her gün merakla bir şeyler karalasın diye sabırsızlandığım salome,kelimeleri kullanmakta usta olduğuna inandığım bayan mızırtı sizden bir şeyler öğrendiysem ne mutlu bana :)