30.12.2011

2012!

Yeni yılda

sadece



" MUTLU "

olmayı

diliyorum!

26.12.2011

Başka Türlü Bir Şey!

Hayatla,kendimle,ailemle,ailemin çevresiyle,arkadaşlarımla inatlaştığım bir dönemde
yaşadığım hayatın ufak da olsa bir anlamı olabileceğini bana gösteren,
yazdıkları,yaptıkları,e-mailleri ile koca bir yıl içerisinde beni heyecanlandırmayı başarabilen iki insan 
İsmail ve Özcan;
Bugünümü size borçluyum!

Tüm kalbimle teşekkür ederim.


19.12.2011

Not Care?


Her derde deva reçeteyi veriyorum:
Joey Olmak!

11.12.2011

Benim Dedemin İnsanları!

Bir film,
Geçmişle ilgili hiç konuşmayan babam
ve
Çözülen kelimeler...
İlkokul 5. sınıf öğrencisiydim.Büyükbabam, bir gün yine can sıkıntısından doktora gitmiş,kalbine giden damarlarından birinin tıkanık olduğunu öğrenmişti.By pass ameliyatı olması gerektiğini öğrendiğinde korkmamıştı.Babamlar doktor araştırması yaparken o ameliyat tarihini almıştı bile.10 yıl önce grip! yüzünden hayatını yitiren babaanneme doğru gittiğini sezmişti belki de kim bilir.Ameliyathaneye hemşire ve doktorlarla kavga ede ede yürüyerek gitmiş,kireçlenmiş damarları yüzünden bir daha oradan çıkamamıştı.

Onunla ilgili hafızamda kalan şeyler hep sınırlıydı.
Jilet gibi giyinmiş,herkesten önce kapıya diklen,aceleci,saçlarını limon suyuyla sağa yapıştırmış,uzun boylu,atletik,yürüyüş yapmayı çok seven inanılmaz yakışıklı bir adam...
Cenazesi sonrası babamlar eşyalarını toplarken görmüştüm kimliğini.Selanik doğumluydu.Bilmiyordum o zamana kadar.Duymuş ya da önemsememiştim belki çocukluk işte.
Büyüdükçe büyükbabamla ilgili dünya giderek aydınlandı benim için.
Ailesinin neden göç ettiğini, Niğde'ye yerleştiğini,daha sonra trafik polisi olup şehir şehir gezdiğini biliyordum ama hikayenin ayrıntıları aile içinde hep kilitli bir dolapta saklıydı.
Çağan Irmak o kilidin anahtarını verdi bize.

Kilidi açan maalesef babamın gözyaşları oldu.

Kurtuluş Savaşı sonrası çıkan Mübadele Yasasının bir parçası olarak Büyükbabamın ailesi Selanik'ten yola çıkmış.Devletin onların yaşaması için uygun gösterdiği ev Niğde'deymiş.1 ay boyunca soğuk,açlıkla mücadele ederek ulaşmışlar Niğde'ye.Fakat, Büyükbabamın küçük kardeşi Behçet bu zor koşullara göğüs gerememiş.Küçük bedeni kaldıramamış soğuğu ve sefaleti.Tıpkı filmde Çetin Tekindor'un oynadığı Mehmet karakterinin kardeşi Mustafa gibi.
Kardeşinin anısını yaşatmak için büyükbabamın kimliğine Behçet'in de ismi eklenmiş.
Bugün kuzenim yaşatıyor Behçet'i ailemizde.

Dönüş yolunda soyadımızın nereden geldiği, babamların 2 aile 2 odalı evde yıllarca yaşanmışlıkları vb onlarca hikaye dinledik babamdan.Yıllardır kapalı olan kutu sonunda açılmıştı.
Nereden geldiğimi,neye ait olduğumu anlamak, en önemlisi 24 yıllık babamı yeniden tanımak için bir yol açtı bize Çağan Irmak.
Meğer onun Dedesinin İnsanları, benim dedemin de insanlarıymış...!

P.S Dönüş yolunda radyoda çalan Rumeli türküsü Safiyeme Karyola Dar Gelir ' i bu postu okuyan herkese gönderiyroum :)



Let's Talk!


Are you lost or incomplete?
Do you feel like a puzzle,you can't find your missing piece?
Tell me how do you feel?
Well,I feel like they're talking in a language I don't speak
And they ara talking it to me...


2.12.2011

So Why Don't We Go?


Bugün Little Mr. Sunshinela birlikte durmadan bu şarkıyı dinledik,söyledik,tekrar dinledik.
Hiç bıkmadık.
Her dinleyişimizde sözler daha anlamlı,müzik daha melodik geldi.
Yılmadık.
Her defasında kendimize sorduk:


So why don't we go somewhere only we know ?


Bize eşlik etmek isterseniz buradan tık tık !


I walked across an empty land
I knew the pathway like the back of my hand
I felt the earth beneath my feet
Sat by the river and it made me complete
Oh simple thing where have you gone?
I'm getting old and I need something to rely on
So tell me when you're gonna let me in
I'm getting tired and I need somewhere to begin

I came across a fallen tree
I felt the branches of it looking at me
Is this the place we used to love?
Is this the place that I've been dreaming of?

Oh simple thing where have you gone?
I'm getting old and I need something to rely on
So tell me when you're gonna let me in
I'm getting tired and I need somewhere to begin

And if you have a minute why don't we go
Talk about it somewhere only we know?
This could be the end of everything
So why don't we go
Somewhere only we know?

Oh simple thing where have you gone?
I'm getting old and I need something to rely on
So tell me when you're gonna let me in
I'm getting tired and I need somewhere to begin

And if you have a minute why don't we go
Talk about it somewhere only we know?
This could be the end of everything
So why don't we go
So why don't we go

This could be the end of everything
So why don't we go
Somewhere only we know?
Somewhere only we know


28.11.2011

Are we all fighting for reputation?


Life is nothing but reputation,the same thing over and over.
Somebody might give you a trophy and that's supposed to mean you're making progress  but there is no such thing.
The fights you fight today are the fights you fight until you die!

27.11.2011

Kumbara!


Yazmadığım her gün,
 kumbarama kelimelerimi atıyorum.
Zaman geçecek, 
fırtına gelecek 
ve 
kumbaram kırılacak.
Gülümseyen kelimelerim ortalığa saçılacak.

11.11.2011

Imany = Umut ve İnanç!

Şşş..!
Sessiz olun!
Ders çalışıyorum!
Bir de günde 3 doz Imany alıyorum.

4.11.2011

Eat More Chicken !

Bayramları sevmem ben.
Özellikle toplu hayvan kıyımı yapılandan daha bir hoşlanmam.
Ama önümüzdeki yıl itibari ile bayramlar getirdikleri tatil nedeni ile favorim olacak gibi duruyor.
O nedenle bu sene kurban bayramına (adı bile  ürkütücü!) espirili bir dille yaklaşıyorum :)


31.10.2011

Daha İyi Bir Replik Olamazdı :)


"Fuck!!Seriously..It's like you're photoshopped"

31/10/2011!

Bazen,
 birinin size sıkıca sarılıp her şeyin yoluna gireceğini söylemesini istersiniz.O söylediğinde gerçekleşecekmiş gibi hissetmek...


29.10.2011

Dear Little Mr. Sunshine;

24.10.2011

Binazede!

Ne garip insanlarız.
Kutu kutu evler yapmışız içinde yaşayalım diye.
O evler bizim kafamıza göçüp bizleri bu yaşamdan alıp götürmüş.
Yıllardır hiç usanmadan,inatla kafamıza göçen o kutuların bire bir aynısını yapmaya devam etmişiz.
Hiç akıllanmamışız.
Neredeyse çift rakamlı hanelere ulaşan yer kıpraşımlarına dayanan,bizim kutularımızdan daha küçük ama daha yüksek kutu bloklarında yaşayan insanların evlerinden örnek almayı hiç becerememişiz.
Hep aynı hatayı tekrar etmişiz.
Hep pişman olmuşuz.
Ama yine de tekrar etmişiz.
Suçu da hep yer kıpraşımına atmışız.
Hep yaptığımız gibi, hatalarımızı hiç kabul etmemişiz.

23.10.2011

3-2-1 Play!

Kış geldi.Sinemalar şenlendi.
Kaçırmayacaklarım arasında Beni Unutma var.
İşini içinde Mert Fırat gibi bir adam varsa koşa koşa giderim.
Daha izlemeden herkese tavsiye ederim.

19.10.2011

Dream of Paradise!

Klip inanılmaz güzel olmuş.Bayıldım :)


When she was just a girl 
She expected the world 
But it flew away from her reach so 
She ran away in her sleep 
And dreamed of 
Para-para-paradise, Para-para-paradise, Para-para-paradise 
Every time she closed her eyes!!

18.10.2011

Disappointment?


Beynimi aldırmak istiyorum.Doktor tanıdığı olan var mı?

12.10.2011

Are we there yet?

So many roads, so many detours,so many choices,so many mistakes...
As we drive along this road called life,occasionally a gal will find herself a little lost.And when that happens, I guess she has to let go of the coulda,shoulda,woulda, buckle up and just keep going.
As we speed along this endless road to the destination called who we hoped to be,I can't help but whine 
" Are we there yet? "

                                                                         Carrie Bradshaw

11.10.2011

Bugün Her Neredeysen!

Ruhumun her notasına usul usul dokunuyor sanki...

Sometimes...

Gerçekten bilmiyorum?
Ama dert ediyor muyum?
Hayır.

2.10.2011

02 Ekim!


Huzur ve keyif reikisi yaptığımdan mıdır bilinmez neredeyse 1 yıldan beri ilk defa  bu kadar keyifliyim.
Birden bire karar aldım,biletimi çantama koydum ve gidiyorum.
Belki geri dönmem kim bilir.
Belki de dönerken cebimde unutulmayacak anılarla dönerim.
Neden veya nasıl böyle olduğumu bilmiyorum.
Susan Miller'ın dediği gibi Ekimin benim ayım olmasını diliyorum.

Kırık kanatlarımı takıp yeniden uçmaya çalışıyorum.
Yababilir miyim ki?


30.09.2011

Şaştık Kaldık Afalladık!


Çok enteresan şeyler oluyor sayın seyirciler.
Birisi bize eski sevgilileri geri gönderin büyüsü yapmış gibi.
Olmadık yerlerden, garip şeyler çıkıyor karşımıza.
Düşünmenin gereksiz olduğu günler yaşıyoruz.
Hiç olmadık kişilerden,beklenmedik tepkiler alıyoruz.
Şaşıp kalıyoruz!
Oluruna bırakıyoruz.
Fırsatları değerlendiriyoruz.
Bol bol dumur oluyoruz!

26.09.2011

26 Eylül!

25.09.2011

Kişiye Özel!

Gariptir ki 2 seferdir kendimi istemeden Model konserinde buluyorum.Değmesin Ellerimiz adlı dokunaklı şarkıyı 2 kere çalıyorlar.Ne diyolar " Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de .."
Bu post beni İngiltere'den sık sık takip eden  kişiye gelsin.

Fark ettin mi yine bir Eylül Akşamı'ndayız?

22.09.2011

Go Raj !

The Big Bang Theory'nin 5. sezon bölümleri yarın akşam yayınlanmaya başlayacak.Nerede kalmıştı bir göz atıyım dedim de gülmekten izleyemedim bölümü.Özellikle Raj'a bayıldım.
Joey'e biraz ihanet ediyormuş gibi hissetsem de Raj bu aralar favorim.


Raj: "A minute on the lips, a life time on the hips :) "

20.09.2011

Ignorance is Bliss!!

Keşke Anadolu'da küçük bir köyde yaşayan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelseydim.En büyük amacım 18 yaşına geldiğimde evlenmek olsaydı.Ergenlik yıllarımı dantel örerek,dikiş dikerek,beyaz atlı görücü usulu kocamı hayal ederek geçirseydim.En mutlu günüm düğünüm olsaydı.Sonra tavşanlar gibi çoğalıp bütün hayatımı çocuklarıma ve kocama verseydim.Belki dayak yerdim ama ruhsal mazoşist olmamdan iyi olurdu herhalde.Koca bu döver de sever de nasılsa değil mi!!!Oturup hayatı sorgulamaz, toplumsal düzen denilen şeyi eleştirmezdim.Belki inançlı bir Müslüman olurdum kim bilir.
En azından yapabileceğim en iyi şeyi yapmış olduğum için mutlu olurdum.

Belki de doğrudur.
" Cahillik Erdemdir "



19.09.2011

Travis is Love !

Birden aklıma bu sene Travis'in İstanbul'a kadar geldiği ve benim gidemediğim geldi.Of ki ne off!

Olmak ya da olmamak?




Bir toz bulutu olup kaybolsam,kimse benim var olduğumu hatırlamasa...




16.09.2011

My world,my life?

This is the summary of my life!


Yoklar Ülkesi!


Ben hep İzmir'e gitmek istedim.
Huzur bulmak için, ufak da olsa mutlu olabilmeyi tekrar düşünebilmek için,beni belki ailemden daha iyi tanıyan arkadaşlarımla olmak için,yuvam gibi hissettiğim için...İstediklerimi orada bulamasam da hep gitmek istedim.İzmir'de olma fikri bile iyi geldi bazen.
Kaybettiğim onca şeyden sonra,aylar sonra İzmir'de olmak iyi gelir sandım.
Belki tekrar bir şeyler hissederim sandım.
Olmadı!
O kadar tüketmişim ki, elimde kalan son kırıntılar dahi işe yaramıyor.

Artık gidecek bir yerim de yok!
Yoklar ülkesinde yapayalnızım!

7.09.2011

Just Wanna Be;

18.08.2011

Penguen mi dediniz?

Züü kıskanmasın ama, şu smokin giymiş minik hayvanlara bayılıyorum.
Happy Feet'in vizyona girmesini merakla beklemiştim.Şimdi bir de Jim Carry var bu yakışıklı hayvanların yanında.Tadından yenmez bence.
26 Ağustos'ta sinemalarda.Kaçırmayın ;)


16.08.2011

Today!


12.08.2011

Benim Kristal Elmam!

Kesinlikle izlediğim en iyi reklam.
Her izlediğimde,dünyayı ne kadar büyük sandığımızı ama aslında inanılmaz derecede küçük olduğunu fark edemediğimizi görüyorum.
Aslına bakarsanız garip bir şekilde de bu durumdan mutlu oluyorum.
Dokunamayıp,göremeyip,ulaşamayacağımızı düşündüğümüz şeyler aslında bize 2 küpe kadar yakın olabilir.
Kim bilir?



Gülümse!


Hiç beklemediğin anda çalan kapı,gelen hediyeler ve bir mektup.
Yalnız olmadığımı hissetmek huzur verdi.
Bu sıcak ve sıkıntılı günümde gülümsememi sağladı :)

Ne diyorduk:
Seni sorana her yanım derim
Ve dahasını da eklerim
Ellerini uzat ki dokunsun parmaklarım bugün!




4.08.2011

Give a Little More!


I'm waiting for something,always waiting
             
Feeling nothing, wondering if it'll ever change!


2.08.2011

Şip Şak!


 Fotoğraflarıma her baktığımda üzerime fil oturmuş gibi oluyorum.
Ne kadar mutlu olduğumu ve bunun farkında olmadığımı görüp,
bir daha o kadar mutlu olamayacağımı hissetmek çok acı.

31.07.2011

Temmuz'dan Bir Festival Geçti!

Antalya'da ilk kez düzenlenecek olan uluslararası caz festivalinin reklamını görünce çok heyecanlanmıştım.Bu monoton şehirde değişik aktiviteler yapabilme ihtimaline sevinmiştim açıkcası.Tabi bu sevincim 100 lira olan bilet fiyatlarını görünce yerini hayal kırıklığını bırakmıştı ki canım,ciğerim biricik arkadaşım Salome'un elinde davetiye olduğu haberiyle tekrar yeşerdi.Böylece geçtiğimiz haftanın bir bölümünü Aspendos Antik Tiyatro'sunda geçirdim.
Muhteşem bir tarihi yapının içindeki müzik ziyafeti ne zamandır ihtiyacım olan ruhumu besleme ritüelim için bire birdi. Öyle ki Antalya'nın bezdirici sıcaklığı vız geldi.(Tabi açılış gecesinde dağıtılan kelebek şeklindeki yelpazelerin de yardımı ile)
Lakin adı caz festivali olmasında rağmen festival kapsamında sahne alan sanatçıların pek de cazla alakası olmaması büyük bir ironiydi.Ya da bana öyle denk geldi.
Katılım oranı ise Antalya'dan beklediğim üzere oldukça düşüktü.Üstelik biletlerin çoğu davetiye olarak dağıtılmıştı.
Nedense festival en çok bana yaramış gibi geliyor.Hayatımda gördüğüm en cilveli kadın China Moses ile karşılaşmamı sağlaması, Monica Mollina'yı canlı dinleme fırsatını vermesi ve kafası 1 milyon olmasına rağmen,seyirciyi de olaya dahil etmeyi bilen,izlediğim en eğlenceli sahnelerden biri olan Macy Gray'ı hayatıma sokması ile Temmuz'a oldukça keyifli veda ettim.


Buradan ilan ederim ki Salome dünyanın en hızır arkadaşıdır :)



Macy Gray - I Try soone

30.07.2011

Isn't it ironic?


Ben bugün 5 yıldan beri duyduğum en güzel cümleyi işitttim:

Bir daha geleceksin değil mi? :)

Ne Demiş Hemingway Abimiz?

2.07.2011

Ben Bu Klibi Çok Seviyore!


Çaldın bütün tellerimi akorsuz keyfimi
Sardın denizlerle sahillerimi...

28.06.2011

Little Mr. Sunshine 2!

21.06.2011

James Franco?


Her şey Eat Pray Love'ı izledikten sonra başladı.Kimdi bu adam diye bütün gün düşündükten sonra google gene imdadıma yetişti.Meğer Elizabeth'in sevgilisini oynayan  genç, Spiderman'deki Harry Osbornmuş.Neler yapmış bu adam diye bakınırken çok ilginç bir öz geçmişle karşılaştım.


33 yaşında olan Franco, Freak and Geeks adlı diziyle tanınmaya başlamış.Bunun üzerine bir kaç filmde yer alsa da bana göre esas bombayı James Dean'i oynayarak patlatmış.İnanılmaz derecede Dean'e benzeyen James Franco yerine başkası oyanasa o film olmazmış zaten.Bunun yanında da filmdeki oyunculuğunu çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.Yakın tarihe gelecek olursak Saen Pean'in Oscar aldığı Milk'te de bir gayi canlandırmış sevgili James'ciğim.(Milkle ilgili başka post yazacağım).Son olarak, gerçek bir hikayenin filme uyarlaması olan 127 Hours'taki oyunculuğu ise oldukça başarılıydı.Zaten buradaki performansıyla da Oscar'da en iyi erkek oyuncu ödülüne aday gösterildi.


Buraya kadar pek ilginç bir hikaye yok.Bir aktörün oyunculuk kariyerindeki yükselişi...İlginç olan taraf James Franco'nun kişiliği.Günlerdir filmlerini izliyor,röportajlarını tarıyorum bir türlü çözemedim.Adam bir kere eğitim bağımlısı.Boş durmayı hiç sevmiyor.Gençlik yıllarında UCLA'da İngilizce okuyan Franco, New York'a taşınınca Colombia Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık bölümünde,aynı zamanda NYU'da film yapımı üzerine bir bölümde,aynı zamanda Brooklyn College'de kurgusal yazarlık bölümündeki okumaktadır.Bütün bunların yanında!!! Yale Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olmakla birlikte bir de dizayn üzerine bir bölüme de kaydı bulunmaktadır.Son olarak Houston Üniversitesine girmesi oldukça zor bir bölümden kabul almış.Ona da 2012 kayıt olmayı planlamaktaymış. Bütün bunları yaparken adamın oyunculuk kariyerinde yükseldiğini bir de Oscar!a aday gösterildiğini hatırlatırım.Aaa bir de kendisi resim yapmakta,yaptığı resimleri galerilerde sergilemekte.Bunun yanında (e yeter artık )Kendi yazdığı,yönettiği filmler ortalıkta dolanmaya başladı.Zaten bana göre kariyerini daha çok yönetmenlik yazarlık üzerine geliştirecek.



Bu seneki Oscar'da ev sahipliği yaptığı da herkeslerce malum.Akademi ödüllerinde ilk defa genç sunucu uygulamasına geçilince organizasyonu yapan adamla çok yakın olması avantajı olmuş olsa bile herkesin yapabileceği bir iş değil.Gerçi çok eleştiri aldı.Sürekli elinde cep telefonu,her anı video'ya çekip twitter'da yayınladı.Bunun yanında kafası güzel gibiydi falan dedikoduları çıktı.Kaç gündür izlediğim röportajlara dayanarak söylüyorum ki adamın kafası her zaman güzel gibi.Yanı aslında konuşmaları,tavrı öyle.Hem cool bir tavrı var hem de samimi,sıcak,espirili.Hepsini bir arada nasıl barındırıyor bilemedim.
Oscar sonrası twitter'a iyice sardığı dönem ise felakketti.Ergen çocuklar gibi saçma sapan her şeyi çekip yayınlıyordu.Bıkkınlık gelip takip etmeyi bırakmıştım ki  o da kapatmış.Bence sosyal medyayla dalga geçiyordu ama kimse algılayamadı.


Bütüüüüüüün bunların yanında adamın çekiciliği ayrı bir konu.Bir kere yakışıklı değil.Hatta çirkin bile denebilecek durumda.Göz kapakları düşük.Sana bakıyor mu bakmıyor mu anlamıyorsun.Ama bir çekicilik bir karizma ve ödüllere layık görülen gülüşü olayı bitiriyor.Hem çekici hem de itici.Zaten kadınların aradıkları,ama itiraf etmedikleri erkek özelliği değil mi bu.Ayrıca poposundan bahsetmeden de geçemeyeceğim :):) Ben böyle seksi bir erkek poposu görmedim.Bkz. Oscar töreni Siyah Kuğu canlandırması.


Sonuç olarak James Franco'nun enerjisine,yeteneğine hayran kalmamak mümkün değil.Ben daha bir işin altından kalkamamışken, bu kadar azimli insanların olduğunu görmek hayranlık uyandırıyor..Önümüzdeki senelerde kendisini eğitime iyice kaptırmazsa her yerde göreceğiz bence.Bir de Jeff Buckley'nin hayatını oynasa tadından yenmez.Söylemedi demeyin.

Ruhun Gıdası: Jeff Buckley Hallelujah

18.06.2011

When you grow up,your heart dies!


Isn't it sad when you get hurt so much,
You can finally say "I'm used to it"

29.05.2011

Rüyamdaa,Gördüklerim Gerçekti Oysa!!

Bir gün sabah uyandım.Dilimde bir şarkı: Athena- Rüya. Hemen google a dedim ki çal bana bu 
şarkıyı.Önce müziğin sesini duydum,sonra görüntüler dönmeye başladı. Tayland'da!! geçen The Beach filminin fragmanıydı.Önce gözlerime inanamadım, tekrar tekrar baktım.Sanki birisi rüyamı sabah bana film olarak gösteriyordu.Kareler neredeyse aynıydı.
Oturdum, filmi izledim.Düşündüm.Geriye sardım.bazı sahneleri tekrar tekrar izledim.Sevdim.Sevmedim.Üzüldüm.Mutlu oldum.İnanamadım ve kendime dedim ki :

" No fance an'all,but, you are fucked in the head" !!!




Bir de Richard kulağıma fısıldadı:

" I still believe in paradise. But now at least I know it's not some place you can look for, 'cause it's not where you go. It's how you feel for a moment in your life when you're a part of something, and if you find that moment... it lasts forever... "

25.05.2011


I think...

I think too much!!


23.05.2011

Teşekkürler!

Aylar sonra, hiç çekinmeden söyleyebilirim ki bir günümü düşünmeden geçirebildim. İlk defa dünü,bugünü,yarını sorgulamadım. Denize karşı biramı keyifle yudumladım.Ne kendim,ne de karşımdaki insanın sorunları nedeniyle canımı sıkmadım.Etrafımdaki saçma sapan insanlardan uzakta, keyifle muhabbet edebildim.İşin ironik tarafı tüm bunları sağlayan aslında hiç tanımadığım bir insandı!
O'nın sayesinde derin bir nefes alabildim.Aylardan sonra ilk defa, birden bire toz bulutu olup ortadan kaybolmak istemedim.Yargılanmadığımı hissettim.Söylediğim kelimeleri cımbızla seçmedim.Beynim farklı düşünürken cümlelerim farklı çıkmadı.Gerçekten gülümsedim.

Kendimle bu kadar boğuşurken bir yabancının gelip de bana kim olduğumu hatırlatabileceğini hiç düşünmemiştim.Nelerden hoşlandığımı bile unutmuşken,bir yerlerde gizlediğim beni ortaya çıkardı.Deli gibi özlediğim arkadaşlarım geldi sanki.
Benim baktığım pencereden bakan insanların da bu hayatta olduğunu görmek yeniden inanmamı sağlamasa da mutlu hissetmemi sağladı.Keşkelerim çığ olup üstüme yürümedi.

İyi ki geldin güzel gülümsemeli adam.
Teşekkür ederim bana yeniden ben olmayı hatırlattığın için!!

Ruhun Gıdası : Pink Floyd- Shine On You Crazy Diomond!!


14.05.2011

I am Fine?

8.05.2011

To Be or Not to Be!


Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla
bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.

Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.

Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.

Çünkü…

Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.

Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Âşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.

Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.

Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.

Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.

Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.

Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.

Ece Temelkuran

P.S. Selome'a teşekkürü borç bilirim :)

5.05.2011

Tanıştırayım: Dostum Züü !


Bu lanet şehre geldiğimden beri o kadar yalnız kaldım ki artık yeni bir arkadaşım var adı : Züü :) Bir insan üst üste 3 gece benzer içerikli rüya görür mü? Bence görmez.. Her seferinde ayrı bir atraksiyon ama bir önceki günle de bağlantısı var.Benim diyen pembe diziye taş çıkartır o derece..
Depresyonun en derin safhalarını yaşadığımdan dolayıdır ki uyuduğum zamanlar uyanık kaldığım zamana göre daha mutluyum.Son 1 yıldır kahretsin gene sabah oldu diye uyanıyorum ama bu sefer başka.Atılıyorum dostum Züü'nün sırtına tıngır mıngır geziyoruz birlikte.Ben anlatıyorum o dinliyor.Hele bir de inanılmaz mantıklı yorumlar yapıyor ki sormayın. Bazen o narin güzel boynunu çeviriyor ve yanağıma sıcacık öpücük konduruyor, bazen de kıyamayıp sıkı sıkı sarılıyor bana.
Küçük çocukların hayali arkadaşı olur da benim rüya arkadaşım olamaz mı.Bal gibi olur :P
Dün gece Tayland'ta denize girdik sonra festivale gidip coştuk koptuk bile naberrrr :):)


Ruhun Gıdası : Model-Makyaj

Sen Hiç Sabahlardan Korktun mu?


Yorgunum gücüm tükenmiş
Sesim az, ellerim çaresiz
Sen hiç benim gibi düştün mü?
Yüreğimde gece bitmemiş
Yolum dar, yağmurum kar benim
Sen hiç hayattayken öldün mü?
Umutsuzluk biriktirdim
Küçük küçük kumbaramda
Bak, hayallerim bile başka hayallerden bozma
Karanlık odamda, önümde yanlışlarla
Pişmanım, ne yer ne de gök farkında
Solumda, sağımda, kırıp döktüklerim her yanımda
Büyüdüm, düşlerim küçüldü
Suçum yok, cezam bitmez benim
Sen hiç kendine hapsoldun mu?
Çocuktu eskiden ellerim
Dokundum, değişti sözlerim
Sen hiç sabahlardan korktun mu?

Demiş Aslı Gökyokuş.Çok da güzel tasvir etmiş.Güzel sesini duymak isterseniz de buyrun burdan tık tık =>



1.05.2011

Little Mr. Sunshine!



When I see your face

I forget everything that I have been going through

Just wanna hold your hand

and take you to my wonderland!


22.04.2011

Kendimi Rafa Kaldırdım, Kaybettim, Kırıldım...


Yatağımın üzerine müzikle birlikte dönen pembe atları izlerken başlamıştım hayal kurmaya.Arada bir iyi miyim diye kontrol eden anne ve babamın kaybolduklarında neler yaptıklarını hayal ederdim.Kendi kendime oyunlar yaratırdım.Niye bir dinomuz olmadığını merak ederdim.Gargamel beni de yakalarsa diye korkardım.Biraz daha büyüyünce Jet Gillerdeki gibi uçan arabam olsun istedim.Özgürlük denilen kavramla o zaman tanıştım belki de. Zamanla uçan arabamın arkasına Beverly Hilss'teki gibi havuz istedim.

Her geçen gün hayallerim benimle birlikte büyüdü.Ben büyüdükçe korkularım küçüldü.Hep, inanırsam bir gün hayallerimin gerçek olacağına inandım.Hayallerim gerçek olursa çok mutlu olacağımı ümit ettim.Hayallerim için elimden geleni yaptım.Ve yapacak bir şey kalmayınca,oturup bekledim.Sabırla.İnatla.Ümitle.Hep,inanırsam bir gün hayallerimin gerçek olacağına inandım.Bekledim.Elimden gelenin en iyisini yaptım ve bekledim.

Olmadı...!

Hayallerim parmaklarımın arasından uçup gitti.
24 yıldır biriktirdiğim her şeyi kaybettim.
Yaşamak için nedenimi kaybettim.
Umudumu yitirdim.
Kayboldum....

17.04.2011

Critical Condition



If you put my heart under a microscope

You probably gonna wonder


Why it's in such a critical condition...!!


I guess i've sacrificed everything for my dreams

and now it's completely out of control

things are not at all as they seem

but it is hard to navigate in a chaotic mind...

24.02.2011

Aşk Tesadüfleri Sever mi acaba?

Günlerdir ablamın beni sinemaya götürme ısrarına sonunda karşı koyamadım.Bu filme gitmeyi hiç istemiyordum.Çünkü aşk meşk hüngür şakırt durumları iyice anlamını kaybetti benim için.Ne kadar değişik olabilir diye düşünmüştüm ki yanılmamışım.Evet son haftaların popüler filmi Aşk Tesadüfleri Sever'den bahsediyorum.
Bir kere filmin büyük bölümü Ankara'da geçiyor.Mekan açısından 1-0 yenik başlıyor olaya.Sonra sırf tesadüf yaratmak için uğraşılmış gibi.Senaryo yazarı Nuran Evren Şit Erdik sanki arkadaşlarıyla çay toplantısında nereye kadar tesadüfleri uzatabiliriz diye düşünmüş,film öyle ortaya çıkmış.

Her ne kadar film beni baysa da Mehmet Günsür izlemek çok lezzetliydi.
Bir ara Twitter'da post dönmüştü.Belçim Bilgin'e; sen Mehmet Günsürle film çek akşam eve gidince Yılmaz Erdoğan'ı koca diye koynuna al hayat mı bu diye :) Bence çok haklılar..

Bu arada Belçim Bilgin'in Vogue fotoğraflarını çok beğenmiştim.Filmi izleyince de kesin kararımı verdim: Çok güzel kadın..;)


17.01.2011

Happy B-Day !

İnanmıyorummmmmmmm!!!!! 24 oldum...
Artık 60 yaşına gelip de ben kendimi 18'lik gibi hissediyorum diyen teyzeleri anlayabiliyorum.
Hayat süpersonik derecede hızlı.Daha görülecek yüzlerce şehir,başka kıtalar ve yeni heyecanlar beni bekliyor.Kırışıklığı önleyici kremlerim ve ben geliyorum...Sıkı durun :)


Bu yukarıdakiler de doğum günü hediyelerim.Nasıl :p :)

14.01.2011

Ben Bu Adamı Seviyorum 1 = Bruno Mars!

Kabul etmeliyim ki oldukça yaşlandım.Ergenlik döneminde dinlediğim yüksek sesli hard rock şarkılar artık bir süre sonra baş ağrısına sebep oluyor.Nedense daha yumuşak hatta yemişim bu hayatın dramını dercesine daha oynak şarkılar dinlemeyi yeğliyorum.(dirty bit:) En son katıldığım orta ölçekli alternative rock konserinde de yaş ortalamasının 25 olduğunu görünce kaçınılmaz sonla karşyı karşıya olduğumu anladım.
İşte tam bu dönemde şehir içi seyahatlerim sırasında en büyük dostum mp3 playerım ve virgin radio beni B.o.B Nothing on You şarkısı ile tanıştırdı.Çok sevdim, çok söyledim.Daha sonra Billionaire ile tanıştım ki bu aralar favorim derken sesin sahibini merak ettim.
Efendim kendisi Bruno Mars. Dünyanın en güzel yerlerinden birinde dünyaya gelmiş.Honolulu,Hawai.(Okunuşu çok eğlenceli)Anne baba müzisyen eğlenceli bir aile e tabi çocuk da geri kalmamış dedirtecek birisi.Müziğini tanımlamasını isteyen birine de cevabı yapıştırmış Bruno Mars " It's better if you don't understand; just listen and have a good time." Tam da benim yaptığım gibi.
Tek başına çıkardığı ilk epsi ise "Just the way you are" ki benim gibi odun bir insana bile romantik gelebilen bir şarkı.İnsanın diline dolandı mı kurtulmak kolay olmuyor.Her kimin için yazdıysa helal olsun hatuna.Sözler çok çok anlamlı.Son olarak da "Granede" ile müzik listelerinde hızla yükselişte.Senin için trenin önüne bile atlarım dediği arabesk nağmeler içeren şarkısı bile bana çok romantik,şirin,güzel geliyor.O yumuşak sesinden midir nedir.Anlayamadım bir türlü.
Bu adam önümüzdeki yıllarda oldukça iyi işler çıkaracak bence.Demedi demeyin.

Benden ah bir zengin olsam diyenlere gelsin = > "I wanna be a billionaire so fucking bad "




Travie McCoy talks Billionaire
Yükleyen itnmusic. - Güncel haberleri izleyin

9.01.2011

Hope!



Uzun süreden beri ilk defa bugün evrene güzel mesajlar gönderdim sanırım.İçimde bir yerlerde hep umut var.Çoğu zaman saklansa da orada olduğunu biliyorum ya,yeter...




Illustration by: Adam Hayes